Namaz kılınan yerde resim varsa ne yapılır?

Namaz kılınan yerde resim varsa ne yapılır?

Namaz kılınan yerde resim varsa ne yapılır?

Namaz kılan bir kimsenin etrafında canlı bir şeyin suretinin (resim ve heykel gibi) bulunması mekruhtur. Bu resmin önde, arkada, üstte, sağda ve solda bulunması arasında fark yoktur. Kerahet bakımından en ağır ola­nı, suretin namaz kılanın karşısında bulunmasıdır. Arka tarafta olması da en hafifidir. Suretin arkada bulunmasının mekruh olmayacağını söyleyen âlimler de vardır. Fakat suretin namaz kılanın ayaklarının altında veya oturduğu yerde bulunması mekruh değildir.

Karşıdan bakılınca uzuvları seçilemeyecek kadar ufak olan yahut yere konulup da ayakta iken bakıldığında uzuvlarının ayrıntıları belli olmaya­cak şekilde küçük, belirsiz resimlerin namaz kılanın yanında bulunması mekruh olmaz.

Aynı şekilde resmin cüzdanda, cepte, yüzüğün üzerinde bulunması namazı mekruh kılmaz. Nitekim Hz. Ebu Hüreyre’nin (r.a.) yüzüğünün üzerinde iki sinek resmi bulunuyordu.

Namaz kılanın yerde canlı sınıfına girmeyen ağaç, güneş, ay gibi manza­raların bulunması mekruh olmaz. Fakat bunlar namazda olanı zihnen meş­gul edecek bir halde duruyorsa o zaman mekruh olur.

Namaz kılınan yerde resmin bulunmasının mekruh oluşunun en mühim hikmeti, puta tapan milletlere muhalefettir. Çünkü târih boyu Tevhid inan­cından mahrum kalmış olan milletler mabud diye çeşitli insan ve hayvan suretlerine tapınmışlar, mabetlerini bunlarla doldurmuşlardı. Bugün de hâ­lâ kendilerini medenî sayan milletler resim ve putlara hürmet göstermek­ten, onlara bir kudsiyet vermekten kurtulamıyorlar.

İşte yüce dininiz İslâm, Allah’ın varlık ve birlik inancını kalp ve gönülle­re yerleştirmek esasını hedef aldığından putperestliği ima eden bütün dav­ranışlardan uzak kalınmasını istemiştir. Bunun için de mescitleri, namaz kı­lınacak yerleri resim ve benzeri suretlerden arındırılması emredilmiştir.

Kor hâlinde bulunan ateşe karşı namaza durmak. Namaz kılanın önünde mum, lamba soba gibi şeylerin bulunması mekruh olmaz. Bunda Mecusilere benzemek vardır. Çünkü mecusiler kor hâlindeki ateşe taparlar, ona kudsiyet verirler.

Bir insanın yüzüne karşı durup namaz kılmak mekruhtur. Fakat sır­tını dönmüş olarak ayakta duran veya oturan bir insanın namaz kılanın önünde bulunması mekruh olmaz.

Uyur halde bulunan bir insana karşı ve uyuyanların arasında namaz kılmak.

Gelip geçilen yol üzerinde, hamamda, mezarlıkta, gübrelikte, pisliğe yakın bir yerde, hayvan kesiminin yapıldığı yerde namaz kılmak mekruh­tur.

Sahibinin nzası olmadan başkasma ait bir yerde namaz kılmak. Namaz kılınacak yerin sahibi gayrimüslimse o anda namaz kılınmasına müsaade et­meyeceği için kılmak mekruh olur. Ancak yerin sahibi Müslüman’sa arazi ekili değilse bir zarar da vermeyecekse orada namaz kılmak mekruh olmaz.

Sure ve ayeti tamamlamadan rükûa varmak, yani okumayı rükûda tamamlamak mekruhtur.

Rükünler arasında getirilen tekbir ve zikir kelimelerini geçiş halle­rinden sonraya bırakmak mekruhtur. Mesela kıyamdan rükûa eğildikten sonra “Allahü Ekber” demek ve rükûdan tekrar doğrulup kıyam hâline geldikten sonra “Semiallahü limen hamideh” demek gibi. Bu durumda tekbir ve zikirlerin söylenmesi gereken yerler değişmiş olmaktadır.

İkinci rekâtta, birinci rekâtta okuduğu surenin yahut ayetin üstün­deki sure ve ayeti okumak mekruhtur. Mesela birinci rekâtta Fatiha’dan sonra “İnnâ âtaynâ”yı, ikinci rekâtta da Fatiha’dan sonra “eraeytellezî” su­resini okumak gibi. Bu mekruhtur. Bunun için okurken ister sure olsun, is­terse ayet olsun sıraya göre yukarıdan aşağıya doğru okumak gerekir.

İki rekâtta okuduğu iki sure arasını bir sure ile ayırmak. Birinci re­kâtta Fatiha’dan sonra “Innâ âtaynâ” suresini, ikinci rekâtta “İzâ câe” sure­sini okumak gibi. Bu mekruhtur. Aradaki sure uzun olursa mekruh olmaz.

İlave sure okurken bile bile aradan ayet atlamak.

Bir rekâtta iki surenin arasını bir veya daha çok sure atlayarak birleş­tirmek. Mesela Fatiha’dan sonra aynı rekâtta “elemtera” suresinden sonra “eraeytellezî” veya “kuleûzü birabbinnâsi” suresini okumak gibi.

Sureler arasında ara vermeden birleştirmek; yani peş peşe iki veya daha çok sureyi okumak mekruh olmaz.

Bütün namazlarda ikinci rekâtı birinci rekâttan üç veya daha fazla ayetle uzatmak. Bunun için birinci rekâün kıraatini daha uzun yapmak ge­rekir. Fakat nafile (sünnet) namazlarda üçüncü rekâün kıraatini İkinciden uzun tutmak mekruh olmaz. Çünkü nafilelerin her iki rekâtı müstakil bir namaz sayılır.

Farzın bir rekâtında aynı sureyi tekrar okumak.

Ezberinde başka bir sure varken kasten aynı sureyi peş peşe iki re­kâtta okumak.

İmamın tamamıyla mihrabın içinde bulunması, yarım metre kadar yüksekte veya alçakta durması mekruhtur. Cemaat kalabalık olursa ima­mın mihrabın içine girmesi mekruh olmaz.

Besmele’yi, “Amin”i veya diğer teşbihleri sesli olarak okumak.

Camide ön safta açık bir yer varken arkada namaza durmak.

İnsanın camide kendisi için bir yer tutarak devamlı namazı orada kılması.

Önünden insan geçmesi muhtemel olan bir yerde namaz kılarken bir sütre koymamak mekruh olduğu gibi, namaz kılanın önünden geçmek de mekruhtur.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM